← Tüm yazılar

BLOG · 79/209

Tren Gelir Hoş Gelir

· 3 dk okuma

Çocukken çizdiğim pastoral resimlerin bir kenarına muhakkak iliştirdiğim bacasında duman tüten o evin yakınlarından geçen bir de tren olurdu muhakkak. Uçak olmazdı mesela, vapur da... Uçak üstümüzden, vapur kıyımızdan geçerdi; hem Konya’da vapur ne gezerdi ki! Ama tren öyle değil tam içimizden geçerdi.

Bir yere yetişmek için değil, rahat rahat ulaşmak için binilen bir vasıta olduğunu öğrendim sonra. En son öğrendiğim şey ise bakılırken dikkat edilmesi gerektiği oldu.

Her vagonu ayrı birer oda olan kocaman bir ev gibi de düşünebilirsiniz treni. Her bir vagonda farklı hayatlar yaşansa, farklı hava solunsa da aslında hepsinin gittiği istikamet aynıdır. Vagon sakinleri olarak “makinist, bizim vagonu şuraya çek” diyemezsiniz mesela.

Tıpkı Fed faiz artırdığında, “Gelişmeye Niyeti Olan Ekonomi” iseniz “ben buna duyarsız kalacağım” diyemeyeceğiniz gibi.


Tüm piyasaların gözü Fed’in Açık Piyasa Komitesi Toplantısı’ndan çıkacak faiz kararında olacak. Fed, Şubat ayındaki toplantısı sonrasında kademeli faiz artırımı için uygun koşulların devam ettiğini belirtmiş ve ekonomik görünüme ilişkin olumlu görüş bildirmişti. Ardından gelen veriler ekonominin beklentilerden daha hızlı büyüdüğüne işaret ederken, enflasyonun da artmaya devam ettiğine işaret etmişti. Fed üyeleri ve Yellen’in faiz artırımı için uygun koşulların oluştuğunu belirttikleri bu süreçte, faiz artırımı olasılığının yüzde 30’lardan yüzde 100’e kadar yükseldiğini gördük. 2017 yılının tamamında Fed, 3 faiz artırımı öngörmekteydi.

Yılbaşından bu yana bizdeki gelişmelere bakalım bir de.

Ocak ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında üst bant 75 baz puan artırılarak yüzde 9,25’e, geç likidite penceresi 100 baz puan artırılarak yüzde 11’e yükseltilmişti. Döviz kurlarındaki oynaklık ve enflasyondaki bekleyişlerin bozulması Merkez Bankası’nı sıkı para politikasına zorladı.

Şubat ayında tüketici fiyatları yüzde 0,81 oranında artarken yıllık enflasyon 0,91 puan yükselerek yüzde 10,13 oldu. Bu dönemde, gıda yıllık enflasyonundaki yükseliş sürerken; başta temel mal ve enerji grupları olmak üzere genele yayılan döviz kuru etkileri olduğunu gördük. Geçici vergi indirimlerine rağmen, Türk lirasındaki birikimli değer kaybının etkisiyle temel mal enflasyonunda kaydedilen belirgin artış sonucunda çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyon ve ana eğilimi yükseldi. Bu arada Merkez Bankası’nın 2017 enflasyon hedefinin yüzde 8 olduğunu da hatırlamakta fayda var.

Yılın hemen başında, 2 Ocak’ta yüzde 8,28 olan ağırlık ortalama fonlama maliyeti (AOFM) 10 Mart itibarıyla yüzde 10,82’ye kadar yükselmiş durumda. Bu 254 baz puana yani yüzde 2,54’lük artışa karşılık geliyor; ama Merkez Bankası’na soracak olursanız politika faizinde bir değişiklik yapılmadan gerçekleşti! Peki, nasıl oldu? Bankaları, Geç Likidite Penceresini (GLP) kullanmaya iterek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yükselterek; yani utangaç faiz artırımıyla Dolar/TL’yi etkilemeye çalışarak oldu.

Bu noktayı biraz daha açmak gerekiyor.

Merkez Bankası piyasayı her gün yaklaşık 100 milyar TL fonluyor. Bunun bir kısmını günlük fonlama ile bir kısmını ise saat 16’dan sonra GLP’den yapıyor. 17 Ocak’ta fonlamanın yüzde 80’i günlükte kalanı GLP’de yapılırken daha sonra bunun yüzde 65’inin GLP’de kalanının günlükte yapılır olduğunu gördük. Son gelinen nokta ise Merkez Bankası’nın, fonlamanın neredeyse tamamını GLP’de yapar hale geldiği, yani likiditeyi iyice boğduğu.

Başka ne yaptı Merkez Bankası?

1 Ocak 2017 tarihinden önce kullandırılan ve 31 Mayıs 2017 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, kredi vadesinde ödenmesi kaydıyla, geri ödemelerinin Türk lirası olarak da yapılabilmesine imkan tanıdı. Bu işlemler için kullanılacak Dolar/TL kurunu 3,5338 olarak belirledi. Karar döviz kuru üzerinde etkili olmakla beraber bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak Merkez Bankası’nın Net Döviz Varlıkları 30,2 milyar dolara kadar geriledi.


Trenin hoş gelip gelmediğini öğreneceğiz.

Fed’in ardından TCMB de Mart toplantısında faiz artıracak; ama bu artış politika faizi, üst ve alt bantlar olmayacak muhtemelen. Geç likidite penceresi faizini (yüzde 11) 50-100 baz puan artırarak parasal sıkılaştırmayı devam ettirecek gibi görünüyor.

Bu yazı, 2019'da yayımlanan Ekonomi böyle de anlatılır – 2 kitabında da yer almaktadır.